Son Dakika Haberleri
Ev / Türkiye / Prof. Dr. İlyas Doğan; Çin’in soykırım suçlarını mahkemelere taşıyalım.

Prof. Dr. İlyas Doğan; Çin’in soykırım suçlarını mahkemelere taşıyalım.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Doğan, Doğu Türkistan’da Çin yönetimi tarafından uygulanan fiillerin, 1948 yılında Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nde yer verilen soykırım suçları kapsamına girdiğini vurguladı. Doğan, Doğu Türkistanlı mağdurların uluslararası ceza mahkemelerinde haklarını arayabileceklerinin altını çizdi.

Prof. Dr. Doğan, Çin’in işlediği soykırım fiileri ve bunlara karşı yapılması gerekenler hakkında Kırım Haber Ajansının sorularını yanıtladı. Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine dikkat çeken İlyas Doğan, Uygurların kendisine yetki vermesi dahilinde, avukat sıfatıyla uluslararası mahkemelerde konunun takipçisi olabileceğini vurguladı.

ÇİN’İN İŞLEDİĞİ SOYKIRIM SUÇLARI

Ankara HBVÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Doğan’ın Çin’in işlediği soykırım suçlarına ilişkin açıklamaları şu şekilde:

“1948 Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinin ikinci maddesinde hangi fiillerin soykırım tanımına uygun olacağı sayılmıştır. Bunlar arasında ‘neslin bozulması’ konusu var. Çinli memurların 2017’den beri Uygurların evlerinde misafir kalması ve tecavüz gibi eylemlere imza atması bu maddeye girmektedir. Bu fiili işleyen şahısların çoğunlukla devlet görevlisi olmasından dolayı onlara karşı herhangi bir itirazda bulunamıyorlar. Muhtemeldir ki, çok sayıda Uygur kadını istismar edilmektedir. Soykırım sayılan bir başka fiilde, ailelerden çocukların onlar istemediği halde alınmasıdır. Doğu Türkistan’da Çin hükumeti, Uygur ve Kazak çocuklarını aileleri istemediği halde Çin giysileri giydirip Çince öğretmektedir. Bu 5-6 yaşındaki, henüz kimlikleri oluşmamış çocukların kamplara alınması tam da soykırımın önlenmesi sözleşmesindeki soykırım hallerinden birisidir.

Bunun haricinde dini veya etnik bir grubun çoğalmasının önlenmesi konusu da Doğu Türkistan’da işlenmektedir. En azından 2017’den beri toplama kamplarına alınan erkek ve kadınlar tutsak halde bulunuyor. Bu insanlar nesillerini devam ettiremiyor ve aile hayatını sürdüremiyorlar. Çin hükumetinin, insanları bu kamplarda tutması da, Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesindeki soykırım örneklerinden birisidir.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ SOYKIRIMIN SORUŞTURULMASI KONUSU

Ayrıca, Doğu Türkistan’daki kamplarda yaygın bir şekilde işkence yapıldığı dünya tarafından biliniyor. İşkence esas itibariyle, uluslararası hukukta uluslararası suç olarak düzenlenmiş bir fiildir. Ve bunların çok azı kamuoyuna yansıyor. Çin devleti, Uygurlar, Kazaklar ve Doğu Türkistan’daki diğer gruplara karşı bu suçu işlemektedir. Bu fiil sistematik olduğu için, Çin yöneticileri ve Doğu Türkistan’daki mahalli idareciler de, Uygur olanlar dahil olmak üzere, suça ortaktır. Bu şahısların tamamı, insanlığa karşı işlenen suçlardan dolayı bundan sorumlu tutulmalıdır.

“İSLAM ÜLKELERİ SESSİZ KALDI!”

Doğu Türkistan’da özellikle son üç yıldan bu yana devam eden soykırım fiillerinin soruşturulması konusundaki olanaklardan birisi, bir devletin Çin’i Uluslararası Adalet Divanına şikayet etmesidir. Ancak Çin’i bu konuda dava edebilecek herhangi bir devlet görünmüyor. Çin de zaten Uluslararası Adalet Divanının bu konuda yetkisini tanımıyor. Diğer bir ihtimalde, uluslararası Ceza Mahkemesi aracılığıyla Doğu Türkistan’da gerçekleşen soykırım fiillerinin cezalandırılması için harekete geçilmesidir. Aslında 2017’de Uluslararası Ceza Mahkemesi bir dosya açtı. Uzun bir süre bu konuda deliller toplandı. Şu an da bu deliler Lahey’de duruyor. Ama ne yazık ki 2019 yazında bu dosya, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından beklemeye alındı. Tabii, bunda bana göre, en önemli faktör nüfusu neredeyse Çin kadar olan İslam ülkelerinin hiçbirinin bu konuda net bir duruş sergileyememesi oldu. İslam dünyasının ses çıkarmaması karşısında Uluslararası Ceza Mahkemesi de dosyayı beklemeye aldı.”

“SOSYAL MEDYADA TOPLANAN TANIKLIKLAR ÇOK ÖNEMLİ”

Prof. Dr. Doğan, özellikle sosyal medyada Uygur Türklerinin aileleri ve toplama kampları konusunda tanıklık vermelerinin hayati önemde olduğunu vurguladı. Özellikle, Kazakistan’da kurulan Atajurt İnsan Hakları Derneğinin tanıklık videoları sayesinde birçok Kazak vatandaşının kamplardan çıkarıldığı biliniyordu. Daha önce, Kırım Haber Ajansında da tanıklık vermek isteyen Doğu Türkistanlılar yer almıştı. Doğan, uluslararası hukuk açısından verilen tanıklıkların çok değerli olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Bu tür suçlar hiçbir zaman tam olarak kapanmaz. Bu nedenle hem Uygurların hem de bu konuya ilgi duyan herkesin, delilleri toplamaya devam etmesi lazım. Bu anlamda sosyal medyada toplanan tanıklıklar çok değerlidir. Çünkü, Doğu Türkistan’daki hadiseler genelde devlet gücüyle işlenen bir suç olduğu için başka türlü kanıt bulmanız pek mümkün değil. Söz konusu tanıklıkların Uygur enstitülerince ve hatta Türkiye Cumhuriyeti devletince toplanması ve gelecekte gündeme alınmak üzere arşivlenmesi çok değerlidir. Bu insanlar için hiçbir şey yapılamıyorsa bile bunun yapılması lazım. Doğu Türkistanlılar, hem bizimle aynı soydan oldukları için, hem Müslüman oldukları için daha da önemlisi insan oldukları için. Bizler, insanlığa karşı sorumluluğumuzu en azından minimum düzeyde yerine getirmek için bunu yapmalıyız.

“BASKILARA BOYUN EĞİLDİKÇE BU ZULÜMLER DAHA ARTACAK”

Doğan, baskı ve asimilasyon politikalarına dur denilmediği taktirde yaşanacak durumlar hakkında şöyle konuştu:

Tabii ki, Çin hem Kazakistan hem de Türkiye’ye bu konuda çok fazla baskı uyguluyor ama bu baskılara boğun eğildikçe zulümler daha da artacak. Çin’e dur denilmezse Doğu Türkistan’daki zulüm katlanarak artacak.

DOĞAN: ZULÜM DOĞU TÜRKİSTAN İLE KALMAZ ULUSLARARASI SUÇLAR BULAŞICIDIR

Prof. Dr. Doğan, Çin yönetiminin baskı ve asimilasyon politikalarının Doğu Türkistan ile kalmayacağının da altını çizdi. Tarihteki tüm dikta rejimlerinin yayılmacı politikalarının hiçbir zaman bitmediğini kaydetti. Nazi yönetimini ve Hitler örneğini veren Doğan, “Hitler işbaşına geldiğinde önce Almanya içinde zulmetmeye başladı. Sonra bunu bütün bir Avrupa’ya yaydı. Bu tür uluslararası suçlar bulaşıcıdır. Faili eğer durdurulmazsa bunun hesabının sorulacağını düşünmezse yaygınlaştırır, alışkanlık haline getirir. Onun için bu konuda herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

DOĞU TÜRKİSTANLILAR NELER YAPABİLİR?

Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlıların en önemli problemi hiç şüphesiz ailelerinin durumu hakkında sağlıklı bilgi almak için resmi kurumlara başvuru konusu. Uygur Türkleri çoğu zaman aileleri ile irtibat kurmak ve akıbetlerini öğrenmek için Çin yönetimine çağrıda bulunuyor. Ancak, Pekin yönetiminin baskı ve zulümlere kulak tıkamasından dolayı bir sonuca ulaşılamıyor. Uluslararası Hukuk Uzmanı Prof. Dr. İlyas Doğan, bu konuyu da değerlendirdi.

“MAĞDURLAR BM’YE BAŞVURABİLİR TEK YAPACAKLARI DİLEKÇE VERMEK”

İlyas Doğan, Doğu Türkistanlıların kesinlikle Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyine konuyu taşıması ve bireysel başvuruda bulunması gerektiğinin altını çizdi. Konseye yalnızca devletlerin değil şahısların da başvuruda bulunabildiğini ifade eden Doğan, “Mağdurlar BM’ye başvurulabilir. Yapacakları tek şey kendi dillerinde BM İnsan Hakları Konseyine dilekçe göndermek. Konsey, bu dilekçeleri arşivlemek ve araştırmak durumunda. Onun için, BM’nin aldığı kararlar tam bağlayıcı değil belki ama Çin karşısında dünya kamuoyunun oluşması bakımından önemli katkıda bulunacaktır.” dedi.

PROF. DOĞAN’DAN UYGUR STK’LARINA ÇAĞRI: BANA YETKİ VERİN!

Doğan, mağdurların mutlaka durumlarını kişisel düzeyde bildirmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle Uygur derneklerine bu konuda büyük görev düştüğünü vurgulayan Doğan, giden başvuruların mutlak surette birleştirildiğini ve genel değerlendirmesinin yapıldığını kaydetti. Değerlendirme sonrası ilgili devlete, en azından biz olanların farkındayız mesajı verdiğini ifade etti.

Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Doğan, başvuruların takibi noktasında görev alabileceğini ve bu konunun destekçisi olabileceğini açık yüreklilikle ifade etti. Uygur sivil toplum kuruluşlarına konu hakkında talebini ilettiğini ve yetki istediğini belirten Doğan, adı geçen başvuruların hepsini avukat sıfatıyla takip edebileceğini ancak kendisine bu konuda Uygurların yetki vermesi gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca, Türkiye’de de Çin’in gerçekleştirdiği soykırım faaliyetlerini öven pek çok ismin bulunduğunu bunlar da dahil olmak üzere uluslararası ceza mahkemelerinde konunun takipçisi olabileceğini vurguladı. Kaynak :QHA

Doğu Türkistan Bülteni / HABER AJANSI

Bir önceki yazımız olan Uygur Türklerinin Sesi, Fetih Medya’ya Sansür! başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Hakkında mgwaktue

Ayrıca Kontrol Et

Öldürücü Virüse Rağmen Çin’in oyun platformu Gaming İstanbul Fuarında

Çin’in Wuhan kentinde başlayıp 19 şehrine sıçrayan ölümcül korona virüsü. Aynı zamanda kıtalar atlayıp Fransa’ya …